Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

oldukça sıradan

ne denir, bilirsiniz işte.. uzun zaman boş kalan insanlar kendilerinemutlak bir meşgale arar..

3 tane "akp" etiketli yazı bulundu "akp" tagli diger ogeler resimler , videolar

artık elektrik lambalarını kapamak gerek!!

buramburamhurriyet_CA7QD41B bugün içimden bir şarkı söyleyeceğim. yüksek sesle, haykıra haykıra söyleyeceğim ama sadece içimdekiler duyacak söylediğimi.. öyle bir şarkı olacak ki bu; çığlığı içimde, yankısı dışarıda kalacak..

.....

göz yaşlarına sığınmayı bıraktığımda, akacak gözyaşım da kalmamıştı zaten. yıllarca "güçlendim artık" diye avunmam; güçsüzlüğün seslere vurulmuş halinden başka birşey değildi, aslında. yarış bildiğim ömrümü; bir kaplumbağanın sırtına yüklemiş oldugumu gördüğümde ise, vazgeçişi tattım ilk kez.. vazgeçiş; ağızda kalan  "tatsız" bir tattan başka birşey değildi. ve ben yeniden ağzımı tatlandırmayı düşünmedim hiç.. yeniden bir kaplumbağanın kabuğuna yüklemedim ömrümü. çekildim manasız yarıştan, vazgeçtim koşa koşa başladığım yere dönemekten..

vazgeçişimle beraber büyüdüm. yol katettim.. bir arpa boyu kadar uzadım, bir kanat çırpışı kadar yol aldım. boyumu da, aldığım yolu da az bellemedim hiç. hani başladığım yere dönemedim ya, hani bugünü dün, yarını bugün yapmadım ya; varsın bir arpa boyu kadar olsun, varsın bir kanat çırpışı kadar olsun.. ne fark ederdi ki? yarıştan çekilmiştim ben..

şimdi gördüğüm, duyduğum, dokunduğum, soluduğum, tattığım "gerçek" le; siyahla beyazla, savaşla barışla, hüzünle sevinçle, iyiyle kötüyle, varlıkla yoklukla, dünyamdaki "gerçekler" le büyüyorum ben.. varsın bir arpa boyu kadar olsun, varsın bir kanat çırpışı kadar olsun.. büyüyorum ben..

&&&

bazen uyuduğun hayallerden, gerçeklerle uyanmak gerekiyor. bazen ölüme hayır demek yetmiyor, yaşama evet demek gerekiyor. güneşin ışıgını görmek içinse, elektrik lambasının fişini çekmek gerekiyor..

ve artık güneşin ışığını görmek gerek

fare-kedi-arslan boşver bunları.. sesine sahip çık!!



bir aslan miyav dedi
minik fare kükredi
fareden korktu kedi
kedi pır uçuverdi........


suç kedilerin, farelerin kükremesine neden izin veriyorlar? hem sonra bu aslanlara da neler oluyor canım, ne diye miyavlıyorlar? hiç onlara göre mi miyavlamak?

zaten kim kendi sesiyle konuşuyor ki bu dünyada? kim kendi işini yapıyor ki? ve ne kadar dogru yapıyor ki? oysa kendi cümlelerimizi kurmaya başlasak, kendi ağzımızı kullansak; fareler kükremeyi, kediler pırpırlanıp uçmayı bırakacaklar... ve dahası aslanlar miyavlamaktan kükremeye terfi edecekler.

ama kendi sesimiz dolar euro karşısında her gecen gün biraz daha deger kaybediyor ve bizler bunun seyircisi oluyoruz. birileri "hiç" hakları olmadıgı halde baska birilerini bombaların ortasına gönderiyor.  bu birileri "hiç" olduklarını unutup, "oy çogunluğu" ile karara varıyor..

söylenecek çok şey var aslında.. yada belki az şey.. ama susuyoruz. kendi sesimizi kaybetmeyi göze alıyor ve baska frekanslardan gelenlerle yetinmeyi tercih ediyoruz.

&&&

ben kediysem fareler korkmalı ve eger arslansam kediler titremeli.. yok eger insansam kendi sesim olmalı..
sen kediysen sen korkma, fareler korksun! ve eger arslansan bırak kediler korksun!  yok eger ne kediyim nede arslanım diyosan  o zaman kendi sesine sahip çıkmaya bak!!

kocam alkolik, ben ruh hastası, üç çocuğum var: biri kör, biri topal,biri dilsiz

bugün sana tanıdık çerçevelerden tanıdık portreler sunmak istiyorum. sana bizi anlatmak istiyorum. ve ben bizi anlatırken, sen sizi bulursun diye ümit ediyorum. zekisin sen ve kimleri anlattığımı bir çırpıda bulacagından da  hiç şüphem yok doğrusu.. ne dersin artık başlayalım mı?

ilk olarak aile reisimizden başlayalım, olur mu? kendileri ailemizin demirbaşı, evimizin direğidir.tek kusuru yerini bulamayan bir direk olmasıdır. hani kafası hep iyidir, pek ayık gezmez. bastığı yeri görmez. sık sık karar alır, bunu bize binbir nutuk çekerek anlatır. ama aldığı kararlar zulumden, acıdan ve biraz daha sefaletten başka birşey getirmez bizlere.. hep haklıdır o. ve cebinde hep parası vardır onun. ama parasını ailesi için harcamayı pek sevmez, hatta bizim ceplerimizi de boşaltır çoğu zaman.. daha ne kötü huyları vardır onun ama biz onu baştacımız yapmaktan vazgeçmeyiz bir türlü.. işte bu çerçeveden etrafa yapmacık gülücükler fırlatan alkolik adam var ya işte o benim kocam; işte ailemizin reisi o.. tanıdın onu değil mi? anladın kim oldugunu..

şimdilik beni gördüğün çerçeveyi atlıyorum ve diğer üç çerçevedekilerden bahsetmek istiyorum sana;  çocuklarımdan..
eminim onları da çok çabuk tanıyacaksın.

ilk olarak kör olandan bahsedeyim. kendisi en sorunlu çocuğumdur. görmediği için; hep yanlış anlar, yanlış kararlar alır ve yanlış hamleler yapar. (kimbilir belki de doğru olanı görmek istemez, kimbilir belki de gerçeklerin canını yakacağından korkar)

ikinci portredeki ise  topal olan çocugumdur. dogru olanı görür, doğru olanı duyar. ama ayağı aksadığı için; dogru olanı yapmakta hep geç kalır, yitirdiklerinin arkasından yetişemez. (kimbilir belki de yetişmek istemez, kimbilir belki de dogruların peşinden gitmeye korkar.)

ve en sonda gördüğün de dilsiz olan çocugumdur. onun doğru olanı görememek veye duyamamak yada doğru olanın peşinden gidememek gibi  bir sorunu yoktur. ama o dilsizdir. konuşmaz, konuşamaz. doğru bildiğini hiçbir zaman  söyleyemez.( kimbilir belki de söylemek istemez, kimbilir belki de söylemeye korkar)

daha anlatayım sana onları? yoksa tanıdın mı, buldun mu kim olduklarını?

ve artık atladığımız portreye dönebiliriz; sıra sana kendimi anlatmakta.. beni  -ruh hastası olan beni- tanımaya, kim olduğumu bulmaya hazır mısın?

ben ailenin değerli ve en değersiz varlığı..
sana kendimi onların ağzından anlatacağım;
kocama göre " fikirlerim beş para etmez, ailemi kurtarma çabalarım boşuna.. aile yönetimini hiçbir zaman bana devretmeyecek, ve her zaman bizi kendi kararlarıyla yönetmeye, yönlendirmeye devam edecek. ve ben hep onun hasta fikirli karısı olarak kalıcam"
kör olan cocuğuma göre" fazla şey görüyorum. ama gördüklerime müdahale edemeyeceğimi kabul etmiyorum. ve bu bir aptallık."
topal olan çocuguma göre "koşmak için gücüm var ve öyleyse koşmalıyım"
dilsiz olan cocuğum ise bana bakışlarıyla "sen de konuşma, sus artık!" der gibi bir hale bürünüyor..

şimdi beni de tanıdın öyle değil mi? kim olduğumu ve yerimi buldun, öyle değil mi?
peki ben bizi anlatırken sen sizi  bulabildin mi? alkolik kocamı, kör, topal ve dilsiz çocuklarımı ve hastalıklı beni tanırken,; bizden çok da ötelerde yaşamayan başka büyük bir aileyi görebildin mi?

&&&

beni sonuna kadar dinledin, öncelikle bunun için sana teşekkür ederim. sana ailemden ve ülkemden portreler sunmaya çalıştım. tüm b u anlattıklarıma anlam verememiş olabilirsin yada katılmıyor olabilirsin. böyle bir durumda değerli vaktini aldığım için özür dilerim.(bunu içtenlikle söylüyorum, çünkü bana göre herkesin vakti değerlidir)

ama öte yandan şayet  tüm bu dinlediklerinden sonra bana katılıyorsan; kendimi sana soru sormaktan alı koyamam:

"sen büyük ailenin nesisin?"